2/10/2007 - başbakanın fırçaları!!! |
Erdoğan, yeni yasama yılının başlaması dolayısıyla TBMM Başkanı Köksal Toptan'ın dün akşam verdiği resepsiyona katıldı. Resepsiyonda Erdoğan, kadınların siyasete girmesi ve kadın milletvekili sayısının artması için çalışan KADER'in Başkanı Gülbahar'la karşılaştı. Gülbahar, kadınlara kota ve temsilde eşitlik sağlanmasını istedi.
'Niye adil olmuyorsun?'
Erdoğan da bunun üzerine, "Şu anda var, haksızlık yapıyorsun. Benimle aynı haklara sahipsiniz. Niye adil olmuyorsun? Şu anda herkes eşit. Asla kotayı ben eşitlik olarak almıyorum. Eşit katılım zaten şu anda var. Git, kazan, al. Sen kendin gidip kazanıp alamıyorsun. Kardeşim git, kazan, al. Kota olduğu zaman ben erkeklerin ianesine sığınıyorum demektir. Bana bunu anlatamazsın. Bütün dünyada bu yok. Başka yerlerde var diye anlatamazsın. ABD'de kota var mı? Fransa'da kota kaç, kota kaç" dedi.
'Kadın Kolları daha samimi'
Gülbahar'ın "Ruanda'da bile kota var" sözleri üzerine Erdoğan, "Sen Ruanda mı olmak istiyorsun, buyur Ruanda ol. Bu kadar. Ama ben kotayı kadınlara saygısızlık, hakaret olarak görüyorum. Kota konusunda kusura bakmayın, benim ilkemdir. Benim Kadın Kollarım bu konuda KADER'den çok daha samimi, bunu da bilin" dedi.
|
| • 3 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
31/5/2007 - "251 sandalyemiz erkeklerin işgali altında!" |
"Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği" (KA-DER)'nin 'çiçeği burnunda' yeni Genel Başkanı Hülya Gülbahar; 22 Temmuz seçimleri ile ilgili olarak yürüttükleri ve geçtiğimiz ay, kadınların bıyık takarak, “Meclise Girmek İçin Erkek Olmak Şart mı?” sorusuyla başlatılan, 24 Mayıs 2007 günü düzenlenen basın toplantısı ile de “Bu Meclise Kadın Şart. Hedef Listelerde İlk Üç” yaklaşımını ortaya koyan KA-DERin çarpıcı kampanyası ile ilgili kendisine sorduğumuz sorulara aşağıdaki çarpıcı açıklamaları verdi. İşte Hülya Gülbahar'ın açıklamaları:
» 1935’de yüzde 4,5 olan meclisteki kadın oranı, 2007’de hala yüzde 4,4 ve ilk meclisteki rakam hala yakalanabilmiş değil. Kadınların temsili açısından 1935’te dünya ikincisi olan ülkemiz, 2007’de 167. sıraya düşürülmüş durumda… Bu, artık sözün bittiği yerdir. Cumhuriyet tarihi boyunca, nüfusun ve seçmenin yarısı olan kadınlar mecliste sadece yüzde 2,2 oranında temsil edilmiş durumda… Hayatın bütün alanlarında iktidarı ellerinde toplamış olan erkeklerimiz, bu utanç tablosunun karşısında, hiçbir utanma, sıkılma duymadan, hala inat ve ısrarla 'Bu ülkeyi sadece biz erkekler yöneteceğiz!' demeye devam ediyorlar.
» İktidar Partisi AKP, kadınlardan aday adaylığı için 2 bin YTL, ana muhalefet partisi CHP 3 bin YTL. başvuru ücreti istedi. Sonuçtabu partilere başvurabilen kadın aday adayı oranı erkeklerin yüzde 11.66’sı AKP'den ve yüzde 12.35'sı CHP'den. Bu iki parti de Doğu Anadolu Bölgesi’nde kadınların yüzde 93.5’inin, kadınların en zengin olduğu bölge olan Ege’de yüzde 74.6’sının tek kuruş geliri olmadığını bilmiyor mu? Çok iyi biliyorlar. Zaten bunu bildikleri için, daha aday adayı olabilmelerinin önüne bir baraj daha koyuyor, bile bile yapıyorlar. Kadınlardan ücret almayan ANAVATAN’da kadın aday adayı oranı yüzde 32.9, erkeklerin onda biri ücret alan Genç Parti’de yüzde 49. Bu kadar basit! Kadınlar siyaset yapmak istiyor, siyasette önlerinin açılmasını istiyor. En küçük bir destek gördükleri yere koşuyorlar.
Artık tarihe karışan ve DYP dengeleri ile ne olacağı şu anda belli olmayan ANAVATAN’ı ve aday adayı listelerine henüz ulaşamadığımız diğer partileri bir yana bırakırsak; kadınlara yüzde 50’ye yakın kota uygulayan ÖDP ve DTP gibi partiler ile Genç Parti dışındaki, AKP, CHP, DYP, MHP, SP, partiler şu anda aday adaylık sürecinde bile sınıfta kalmış durumdalar.
» 4 Haziran’da aday listeleri belli olacak ve kadınların gözü şimdi siyasi parti genel başkanlarının üzerinde… Bu anti-demokratik seçim ve siyasi partiler yasaları nedeniyle gayet iyi biliyoruz ki, aslında adaylık konusunda tek karar mercii onlar... Ya, zaten aday adayı oranı olarak yüzde 10’lar civarında olan kadınları daha da eleyecekler ve Türkiye erkek demokrasisi(!) ile ‘övünmeye’ devam edecek; ya da kendi kontenjanlarından yeni adaylar ekleyerek ve tüm kadınları seçilebilir yerlere, yani listelerin ilk üç sırasına koyacaklar ve şu anki acı tabloyu değiştirecekler.
"MECLİS'TE 251 SANDALYEMİZ ERKEKLERİN 'İŞGALİ' ALTINDA"
Şimdi tüm sorumluluk, siyasi parti genel başkanlarının omzunda. Bu sorumluluğu kimsenin üzerine atmaya kalkmasınlar. Tarihi bir seçim olacak ve kadınların gözü bu genel başkanların üzerinde olacak… Biz biliyoruz ve ilan ediyoruz ki, o mecliste tam 275 sandalyemiz var. Ve şu anda 251 sandalyemiz birtakım erkeklerin işgali altında. Bizim kadın arkadaşlarımızın, 'Ayşe Hanımın', 'Fatma teyzenin', 'Güldünya ablanın' koltuğunda, onların dertlerine yabancı, hatta dertlerinin kaynağı birtakım ‘bey’ler oturuyor. Görünen o ki, seçilecek yeni mecliste de bu işgal aynen sürecek. Ama bir farkla: Artık kadınlar, partilerin vitrin süsü, siyasi parti başkanlarının oyuncağı olmak istemiyorlar. Gözümüz üzerlerinde olacak ve maalesef ‘diken üstünde’ oturacaklar.”
Kaynak: www.sesonline.net
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
12/4/2007 - cinsel taciz mağdurları yılmayın! |
Cinsel taciz mağdurları yılmayın!
Tanığı olmayan cinsel tacize 'iftira' deyip geçme devri bitti. Kimse yokken çalışanını zorla yanağından öpen avukat önce hapse çarptırıldı, sonra kınandı, şimdi de tazminatı kesinleşti
ANKARA - Cinsel taciz mağduru olan, ancak "Tanık yoktu. Şikâyet etsem bile kanıtlayamam" korkusu yaşayanların çaresizliği sona eriyor. Kimse yokken kadın çalışanını yanaklarından öpmek ve onu kendisini öpmeye zorlamakla suçlanan avukat, önce sekiz ay hapse çarptırıldı, sonra kınandı, ardından 7 bin YTL tazminata mahkûm oldu. Yargıtay'ın tazminat kararını da onamasıyla, birebir görgü tanığı olmayan cinsel taciz davalarında örnek teşkil edebilecek bir hukuki yol açılmış oldu. Cinsel tacizin, birebir görgü tanığı olmasa da inandırıcı başka kanıtlara dayanılarak cezalandırılabileceğine ilk örnek oluşturan dava 2001'de açıldı. Avukat Memduh Tekelioğlu'nun bürosunda işe başlayan avukat E.C. büroda yalnız bulundukları sırada avukatın kendisini yanaklarından öptüğünü ve kendisinden de onu öpmeye zorladığını belirterek, savcılığa şikâyette bulundu. Suçlanan avukat 'İftira' dese de Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesi, savunmayı reddetti, E.C.'nin yaşadığı şoku ve olayın hemen ardından ağlayarak aktardığı arkadaşını da dinleyip sanığı sekiz ay hapse mahkûm etti, cezayı erteledi. Kararda, "Görgü tanığı ve maddi delinin bulunmadığı muhakkaktır. Ancak tarafların ve olayın özellikleri göz ardı edilerek suç kanıtı olarak mutlaka tanık aranması birçok olayın da cezasız kalması gibi hukuken tecviz olunmayacak bir sonuca yol açar. Henüz avukatlık mesleğinin başlangıcında bekâr genç bir bayanın başkasını zarara uğratmak isterken kendisini zarara uğratması insanın doğasına aykırı" denildi. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 'tanıksız tacize hapsi' onayladı. Mağdur avukat E.C., ardından baroya şikâyette bulundu, ancak baro suçlanan avukata sadece 'kınama' cezasıyla yetindi. E.C., bir de tazminat davası açtı. Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi, suçlanan avukatı 7 bin YTL tazminata mahkûm etti. Kararda "Davalı, davacının rızası dışında, davacıyı yanaklarından öpmüş, sarkıntılık suçunu işlemiştir. Bu eylem, davacının Borçlar Kanunu 49. maddesinde korunan kişilik haklarını ihlal eder niteliktedir" denildi.
Yasal faiziyle ödeyecek Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu tazminat kararını da onaylayarak kesinleştirdi. Benzer davalarda yol gösterici olacak karara göre, suçlanan avukat tazminatı 2001'den itibaren yasal faiziyle ödeyecek.
Kaynak: www.radikal.com.tr |
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
14/3/2007 - niye savaşmadın Joy Ana? |
| Niye savaşmadın Joy Ana? |
|
 |
ABD ve İngiltere'de dezavantajlı etnik grupların ve yasadışı göçmenlerin, maaş ve vatandaşlık karşılığı Irak ve Afganistan gibi tehlikeli işgal ve savaş bölgelerine asker olarak gönderilmesi politikasının ikiyüzlülüğü, İngiltere'de yaşanan çarpıcı bir vakayla bir kez daha gözler önüne serildi. İngiltere'de, bir oğlu Irak cephesinde savaşan, diğer oğlu ise Savunma Bakanlığının göçmenleri ve etnik grupları Irak'ta askerliğe özendirmek için hazırladığı posterlerde fotoğrafı ile yer alan 49 yaşındaki Jamaikalı kadın hakkında sınır dışı kararı verildi. Tepkilere yol açan kararı dün sayısında ilk sayfasına taşıyan Independent gazetesi, Levene ve Damian adlı oğulları fotoğraflarını, "ülkenizin size ihtiyacı var", anne Joy Bowman'in fotoğrafını ise "ancak size ihtiyaç duymuyoruz" ifadesiyle yayımladı.
15 YAŞINDAKİ KIZI DA GÖNDERİLECEK Joy Bowman'in, oğullarının İngiliz ordusuna katılma kararına destek vermiş bir anne olarak, 6 yıl önce koca dayağından kaçıp geldiği İngiltere'den İçişleri Bakanlığı tarafından sınır dışı edilmekte olduğuna dikkat çeken gazete, Bowman ile birlikte 15 yaşındaki kızının da sınır dışı edileceğini bildirdi. Gazetenin haberinde, sınırdışı kararının bugün uygulanabileceği de kaydedildi.
İngiliz ordusuna katılma kararlarıyla İngiliz vatandaşı olmaya hak kazanan Levene ve Damian ise annelerinin kendilerini orduya yazılmaya ikna eden kişi olduğunu hatırlatırken, İngiliz ordusuna gururla hizmet ettiklerini, ancak İngiliz hükümetinin annelerine yaptığı muameleyi anlayamadıklarını söyledi. Joy Bowman ise oğullarından Irak'ın güneyindeki Basra'da görev yapan Levene'e, her gün patlayan bombalardan yıldığını ve dönmek istediğini söylediğinde, 'Orada kalmalısın' dediğini belirtti. Bowman, "Bana oğullarımı niye orduya yazdırdığımı soran göçmenler oldu. Ben bundan gurur duydum. Bütün askerlerin anneleri var ve ben de onların ne hissettiğini sordum kendime ve bu kararı aldım. Bu ülke için kendi üzerime düşeni yaptığıma inanıyorum" diye konuştu.
HERKESE YARDIM EDİYORDU Joy Bowman'in yaşadığı Newcastle'da geçen 5 yıl boyunca duyma özürlü çocuklar hastanesinde gönüllü çalıştığı, ihtiyar İngilizlerin bahçe bakımlarına yardım ettiği ve hastabakıcı olmak amacıyla bir kursa da devam ettiği belirtiliyor. İngiltere Göçmen Konseyi adlı sivil toplum kuruluşunun sözcüsü, yaptığı açıklamada, Joy Bowman'in, İngiliz toplumuna, gerek evlatlarını orduya yazdırarak gerek hastanelerdeki çaresiz çocuklara yardım ederek büyük hizmetler verdiğini belirterek, "Şimdi İçişleri Bakanlığının sınır dışı uygulamaları konusunda sadece yumuşak hedeflere yönelebildiği daha iyi ortaya çıktı" ifadesini kullandı.
AF ÖRGÜTÜ: GÖNDERİLMESİ TEHLİKELİ Karara bir tepki de Uluslararası Af Örgütü'nden geldi. Joy Bowman'in ev içi şiddet nedeniyle kaçtığı Jamaika'da kadınlara yönelik bu tür davranışların çok yaygın olduğuna dikkat çeken Af Örgütü yetkilileri, 49 yaşındaki kadının sınır dışı edilmesi halinde durumunun tehlikeye girebileceğini vurguladı. Kocasından boşanmış olan Joy Brown ise, "Jamaika küçük bir ada. Geri gönderilirsem o adam beni bulabilir. Ondan çok şiddet gördüm ve buna dair hiçbir şikâyetim Jamaika'da dikkate alınmadı" dedi.
The Independent |
Kaynak:www.birgun.net |
| • 2 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
1/3/2007 - ırakta kadınlar idam edilecek! |
Berktay: Iraklı Kadınlar İçin Tepki Büyümeli
Berktay, Irak'ta 3 Mart'ta idama mahkum edilen Talib, Fadhil ve Muhammad'le ilgili tepkilerin sonuç verebileceğini söylüyor. Kararın adil olmadığını belirten Berktay, "İşgal kuvvetlerinden çözüm ummak kadını tecavüzcüsüyle evlendirmekle aynı şey" diyor.
Iraklı üç kadın, Wassan Talib, Zainab Fadhil ve Liqa Omar Muhammad'in Irak polis kuvvetlerine saldırı düzenlemek suçlamasıyla 3 Mart'ta ölüm cezasına mahkum edilmesi üzerine başlayan kampanya, cezaların infazına engel olmak için devam ediyor.
bianet, Türkiye'deki kampanyanın hazırlayıcılarından Ayşe Berktay'la görüştü. Berktay, Irak'taki işgalde en çok kadın ve çocukların zarar gördüğünü belirtiyor, üç kadınla ilgili ölüm cezası kararının hukuki gerekçelere dayanmadığının altını çiziyor.
Berktay, dünya çapında yeterince tepki oluşması halinde ölüm cezalarının uygulanmasının durdurulabileceğine ilişkin inancını dile getiriyor.
Berktay: Karar insanı çığırından çıkarıyor
Kararın dünya çapında yankı bulduğunu söyleyen Berktay, Bertrand Russell Vakfı'nın, Avrupa Parlamentosu'nun, Birleşmiş Milletler'in yaptıkları kampanyalarla idamları durdurmaya çalıştığını kaydediyor.
ABD'de de kararın tepki topladığını anlatan Berktay, kadınların suçlandığı eylemlerin "komik olduğunu" söylüyor.
"Kadınların durumu rehine olduklarını düşündürüyor" diyen Berktay ekliyor; "İşgalci kuvvetlere direndikleri için ülkelerinin huzurunu bozmakla suçlanıyorlar. Oysa bu güvenlik güçlerinin kadınlara yaptıkları ortada. Karar insanı çığırından çıkarıyor."
"İşgalcilerden çözüm beklemek tecavüzcüyle evlendirmekle aynı"
Bütün bu sorunların çözümü için işgalci ABD kuvvetlerinden yardım beklemeyi eleştiren Berktay, "ABD'lilerin orada bulunması gerektiğini düşünmekle kadının tecavüzcüsüyle evlendirilmesinin arasında fark yok" diyor.
Irak İnsan Hakları Örgütü'nün başkanı Mohammed Hurşid'in 6 Nisan 2006'da Asharq Al Awsat gazetesine yaptığı açıklamada "güvenlik nedeniyle" hapishanede 2000'den fazla kadının bulunduğunu açıklayan Berktay, savaşlarda en çok acı çekenlerin kadınlar olduğunu aktarıyor.
Berktay, Irak'ta işgal öncesinde de kadınlara yönelik "gizli bir düşmanlığın" bulunduğunu vurguluyor, bunun işgalden önce koruyucu yasalarla engellendiğini, işgal sonrasında ise, yasaların etkisiz hale geldiğini anlatıyor.
"Tepkilerle sonuç alabiliriz"
Oluşturulan baskıların sonuç vereceğine inancını açıklayan Berktay, "daha önce çeşitli tutuklamalarla, kayıplarla ilgili girişimlerde bulunduk. Baskı oluşturduk. Gözaltından bırakılanlara 'sen kimsin ki dünya ayağa kalktı' demişler. Bunlar etkili oluyor" diyor.
Berktay, 3 Mart'a kadar az bir zaman kaldığını, daha fazla çaba göstermek gerektiğini sözlerine ekliyor.
Kaynak: www.bianet.org |
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
|
Hakkımda
HER KADIN İÇİN
Güçlü olduğunu bildiği halde, güçsüz rolü yapmaktan yorulmuş her kadın için,
Savunmasız hissettiği halde, güçlü görünmekten yorulan bir erkek vardır.
Aptal rolünü oynamaktan yorulmuş her kadın için, Sürekli "her şeyi bilmesi" beklenen bir erkek vardır.
"Duygusal kadın" olarak adlandırılmaktan yorulmuş her kadın için, Ağlama ve kibar olma hakkı elinden alınmış bir erkek vardır.
Çocukları tarafından "bağlandığını" hisseden her kadın için,
Arkadaşlarım
• hulya • Selma Erdal • kupavalesi • geceyagmuru • yeniedebiyat • lezbiyen • bilgeem • vinmor • turkanka • serkanengin • mor • sengidince • nanick • morbulten • morsayfa • sahildekibank • dus • pratikhayat • yenibirinsan • gezenti • arastirma97 • feministiz • kultur1edebiyat • kadinlarinblogu • gaypride
|