Hediyeler ‘kansız’ olsun
Kapitalizm her alanda kendini iyice hissettirdiğinden beridir, ‘Sevgililer Günü’ Türkiye’de de kutlanır oldu. 14 Şubat yaklaştıkça ‘Sevgililer Günü'nün duyuruları ve pazarı hareketlendirecek çağrıları her yanı kaplıyor. Güzel duyguların karşılığının da, bu günler aracılığıyla kapitalizmin değer ölçme aracı olan “para” ile hesaplanır olması işin en can sıkıcı yanını oluşturuyor tabii. Kapitalizmin doruklarının temsilcileri, zenginliği ve ihtişamı kürkle, mücevherle, lüks arabalarla ölçtüklerinden sevgililerine de zenginlik ve ihtişamlarına göre hediyeler alma gereği hissediyorlar.
İşte, 14 Şubat’ın bir ‘tüketimi patlatma’ gününe dönüştürülmesinden ötürüdür ki, dünyadaki duyarlı insanlar ve hayvan hakları örgütleri de 13 Şubat’ı “Kürk Karşıtı Eylem Günü’ ilan ediverdiler tüm dünyada.
Dünya kapitalizmi, ülkelerinde güçlü hayvan hakları hareketlerinin baskısı ile rahatlıkla elde edemez oldukları kürk için, ‘en ucuz’ üretici olarak kendini öne çıkaran Çin Halk Cumhuriyeti’ne yöneldiler. İşte bu uluslararası günde, en vahşi yöntemlerle ve en zalimane yollarla hayvanların acı içindeki feryatlarıyla kıvranarak elde edilen kürk konusunda, Çin Halk Cumhuriyeti hükümeti bir kez daha kürkü için öldürülen hayvanların maruz kaldığı işkencelere son verecek yasal düzenlemeleri hayata geçirmesi için uyarılacak.
Aralarında Türkiye’den de örgütlerin bulunduğu ‘Kürk Karşıtı Koalisyon’ olarak bir araya gelen dünyadaki hayvan hakları örgütleri, Çin H.C. hükümetinin uyarıları ciddiye almaması durumunda 2008 Olimpiyatları’nı boykot etme çağrılarını da yükselteceklerini ilan ediyorlar.
Bu arada, kürk üretimi konusunda “Hayvanlara Etik Davranış İçin Mücadele Edenler Birliği” PETA’nın kürk çiftliklerinde yaptığı araştırmalar hayvanların anal bölgelerinden elektrik verilmek suretiyle öldürüldüğünü ortaya serdi. PETA’nın araştırma yürüttüğü kürk hayvanı üretme çiftliklerden birinde hayvanların hiçbir veterinerlik hizmeti almaksızın çeşitli hastalıklara ve yaralanmalara maruz kaldığı ortaya çıktı. Kürkleri için avlanan hayvanların tuzaklara yakalandıklarında; kendi bacaklarını ısırıp kopararak kaçmaya çalışacak kadar acı çektikleri saptandı. Avcı tuzağa gidip hayvanı alana dek, kaçmayı, soğuktan korunmayı, yiyecek bulmayı ya da yırtıcı hayvanlardan korunmayı başaramayan hayvan büyük acılar içinde ölüyor. Birçoğu günlerce tuzakların içinde kalıyor. Posta zarar gelmesini engellemek için avcılar ya da kürk üreticileri hayvanları öldürene kadar dövüyor ya da eziyor.
İşte bu nedenle, ÇHC’nin yanı sıra, bu vahşetin sergilenmesine olanak yaratan talep yaratıcısı firmalar, onların moda tasarımcıları ve nihayetinde de tüketici ‘Kürk sever’ hanımlar da uyarılardan paylarına düşenleri alacaklar: ‘Dikkat üzerinizdeki bir ceset’, ‘Güzel olmak için kürke ihtiyacınız yok’, ‘Bir başka canlının yaşaması için zorunlu olan parçasını alarak, üzerinizde taşıyacağınız bir aksesuara ihtiyacınız var mı’, ‘Vücudunuzun üstünde sizi hem de şişman gösterecek bir hayvan cesedini neden taşımak istiyorsunuz’, ‘Bırakın, deriler ve kürkler hayvanların üzerinde kalsın’...
Yalçın Ergündoğan/www.sesonline.net/dünya yalnız bizim değil
|